Makaleler

Published on Ağustos 2nd, 2022

0

Türkiye’de Rumlar, Yunanistan’da Arnavutlar var(dı) | Hüseyin Şenol


Selanik’teyiz… Kaldığımız yerde sokak sakinlerinden bir Rum’la muhabbet ediyoruz: Çok acı çektiklerini, soykırıma uğradıklarını söylüyorum. Tasdikliyor. Yunanistan’ın Çamerya bölgesinde Arnavutlar’a da soykırım uygulandı diyorum. Ama buna itiraz ediyor ve “Tam öyle değil” diyor…

Sömürgecilik ve Arnavutlar konusu üzerine araştırmalarıma da devam etmek için “tatile” eşim Ayşegül ve küçük kızımız Elira’yla birlikte özellikle Selanik’ten başladık. Tatilimiz “klasik” tatilin yanı sıra, gezi, kültür, tarih, araştırma, akraba ziyaretleri, biraz dinleme vs şeklinde devam edecek.

            5-6 gün önce Almanya’dan yola çıkmadan önce, “Nasıl bir tatil yapacaksınız?” diye soran dostlara, yoldaşlara şöyle demiştim: “6 hafta sürecek tatil yolculuğumuz başlıyor… ağırlıklı “Arnavut toprakları” olmak üzere, 15 farklı şehirde kalarak, klasik tatilin yanı sıra, tarih kültür, gezi ve akrabalara geniş zaman ayırdık…”

            Almanya’dan yola çıkarak, Türkiye, yani klasik “memleket” güzargahını takip ettik. Ama hedefimiz Türkiye değil. Selanik’e kadar gidip, oradan da kıyıdan çeşitli yerlerde uzun veya kısa süreli kalma planımızı gerçekleştirmek.

Avusturya, Slovenya, Hırvatistan ve bin 200’üncü kilometrede Belgrad sonrası bir kere mola verdik. Burada, yolda dinlediğimiz Türkçe-Arnavutça müziklerin bulunduğu USB belleği çıkarıp çantaya koyduk. Çünkü, hiç de güvenli bir yerde değildik. Yani sömürgeci devlet Sırbistan’ın başkenti Belgrad’taydık. Elira Arnavutça müziği çok sevdiği için ve ummadık bir zamanda açar diye çekindik. Flash bellektekilerin da çoğu ulusal direniş ve bağımsızlık içerikli marş ve türküler. Kosova Kurtuluş Ordusu (UÇK) marşı dahil.

Çekincemiz bununla da bitmiyor; Elira’ya rica ediyoruz “Aman kızım, burada Arnavutların kartal hareketini yapma” diye. Bu hareket; Arnavutlar tarafından çapraz bir şekilde iki elin başparmakları birleştirilerek yapılan, bayraklarında yer alan çift başlı kartalı sembolize eden işarettir. Bu hareketi Arnavutlar ve onlara sempatiyle yaklaşanlar yapıyor.

Son birkaç gündür yaşanan Sırbistan-Kosova gerilimi ve hala köprülere ve duvarlara da yazılan “Kosova Sırbistan’dır” ırkçı sloganları durumu anlamak için yeterli örnektir. Bellekteki marşlar ve kartal hareketi, linç edilmeniz için fazlasıyla yeterli neden olur, Sömürgeci Sırbistan topraklarında. Ki Türkiye ve diğer ülkelerde de benzeri şeyler yaşanıyor.

Konu uzun ve sürekli yazıyoruz zaten. Daha fazla detaya girmeden bu akşam yaşadığım bir muhabbeti aktarmak istiyorum…

Rumlar ve Arnavutlar

            Selanik’e bağlı bir tatil beldesinde kalıyoruz. Dün akşam yemeği için kaldığımız evden çıkıp, sahile doğru yürüyoruz. Muhabbetimizi duyan, sokak sakinlerinden erkek bir Rum balkondan bize seslendi. Belli ki Türkçe konuştuğumuzu duydu. Türkçe olarak, hem de düzgün bir Türkçeyle konuşan kişi “Türkiye’den mi geliyorsunuz, Türk müsünüz?” diye sorunca “Tam öyle değil. Almanya’dan geliyoruz. Eşim Türk, ben Arnavut’um” dedim. Ayşegül’ün nereden Türk, benim de nereden Arnavut olduğumuzu kısaca anlattık.

“Ya siz” diye ben de ona sordum. “Rumum” dedi. “İstanbul Ege falan mı yoksa Karadeniz Pontus Rumların’dan mı” diye sorunca; “Ben İstanbul Rumlarından, eşim de Karadeniz Pontus Rumlarındanız. İstanbul’da ve burada yaşıyoruz” dedi. Bizim de Almanya’da yaşadığımızı ama İstanbul’dan Almanya’ya göçtüğümüzü anlattık. Yani bir ayağı Türkiye’de bir ayağı Almanya’da olanlardanız. Hatta daha çok Almanyalıyı olduğumuzu söyledik.

Konu, güncel olduğu için de adalar muhabbetine geldi. Görüşümü söyleyip, iktidarların bunu sık sık yaptığını falan söyleyip, asıl amacın diğer sorunların görünmesini engellemek olduğunu belirttik.

“Çok acı çekti, Rumlar da diğer halklar gibi. Katliamlara soykırımlara maruz kaldı Türkiye’de, ki aslında kendi topraklarındalar ve baskı hala devam ediyor…” dedim ve Yunanistan’dan da 1944’te Çamerya Arnavutlarına uygulanan soykırımı örnek verdim. Biraz tırstı galiba; gözleriyle yandaki evlerden bakan dinleyen var mı diye gözlemeyi de ihmal etmedi ve bu konuyu konuşmaya başlayınca muhabbeti hızlı bir şekilde bitirmek istediği belli oluyordu zaten.

“Ben tarihçiyim iyi biliyorum. Çameryalı Arnavutlar Alman Nazilerle işbirliği yaptı” deyince şaşırmadım. Çünkü bir çok ülkede maalesef, insanlar kendilerine çektirilen acılara, soykırımlara rağmen, kendi topraklarında diğer halklara yapılanları ya görmeyip inkar ediyor ya da “bu tarzda” bir suçlayıcı bir bahaneyle haklı görüyor.

Onu da kendimizi de zora sokmamak için, şunu da söyleyerek vedalaştık: “Türkiye’de katledilen, soykırıma uğrayan halklar için de bu tarzda yorumlar yapılıyor. Karadeniz’de Pontus, Çamerya’da Arnavut kalmadı ve “kalanlar-saklananlar” da konu üzerine konuşmaktan çekiniyor. Daha doğrusu korkuyor. Çünkü başlarına gelecekleri biliyor. Örnekler çok”

Yemek mi? Ben yiyemedim dün akşam.

Çamerya’da (Çamëria) yapacağım araştırmalar için tedirgin olmadığımı söylersem yalan olur. Daha “dikkatli” olmak gerekiyor. Durumu biliyordum zaten ama bu son muhabbet de bu endişemi artırdı.

Öbür gün yolumuza, tatilimize Kuzeybatı Yunanistan’da kalan Çamerya’nın güney bölümündeki İoannina (Arnavutça: Janinë, Türkçe: Yanya) ile Igoumenitsa (Arnavutça: Gumenicë, Türkçe: Gümeniçe) şehirlerinin yanı sıra geniş çevresiyle devam edeceğiz ve göreceğiz…

Bugün 2 Ağustos, Roman Soykırımını Anma Günü. Bu vesileyle; Pontus, Arnavut, Roman ve diğer tüm soykırımlarda katledilenleri saygıyla anıyor, soykırımcıları lanetliyorum.

Unutmayacağız, unutturmayacağız…


Hüseyin Şenol – 02.08.2023 – Selanik

Tags: , , , , , , , , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑